29 Nisan 2010 Perşembe

insan kolay öl(m)üyor.

sürekli istilalarla boğuşmuş islam coğrafyalarında farsça konuşup kiril alfabesinde yazan bir milletin vatandaşıyla tanıştım bugün.ismini bilmediğim ülkelerin dillerinde görüşürüz dedim tuzlusubira gibi birşey di galiba...çeçenlerden kafkas dansları izledim,haydi ordan mısır a geçelim...
rüya değil.
alanya dan geldiğimden beri istanbuldaki yaşantıma tam olarak adapte olabilmiş değilim hala.
ama bugün gördüğüm ''profesyonel'' adlı tiyatro oyununda yine anladım ki, her basit yaşantı, içinde binlerce öyküyü,söylevler ve buluşmaları,memleket ve kent hikayelerini,binlerce filozofun özdeyişini barındırıyor.
ve ben beni kaybettin diye bağırdığım insanlığı sevmekten kendimi yine alamazken hayallerimden vazgeçerken buluyorum kendimi.
hayallerin yerine yenilerini getirip daha eskilerini beceremeden bir kenara koyuyorum.mesela çellom o kadar ağır küstü ki bana,şimdi elime alsam bir vapurun kıyıya yanaşmasından farklı bir ses çıkarmayacaktır diye korkuyorum.dokunamıyorum,aldattığı kadının yüzüne bakamayan esmer delikanlı oldum.

bugün 2 adet james im vardı,biri sarışın biri zenci(: birinin balkonunda barbekü yapmak için kendisine mesaj atmam gerekiyor...

annem neden gergin?

içim ruhum sıkılıyor,herkes gidiyor ya da uyuyor,gözüme uyku girmiyor.

ayık olmak ne zor.

1 yorum:

killerqueen dedi ki...

özledim ben

yolun sonu ışık!

yolun sonu ışık!
(fotografın tüm hakları bu blog kullanıcısına aittir.) önceki kayıtlara uğramadan gitme derim ben sen bilirsin(: