10 Mayıs 2010 Pazartesi

klavyeye orgazmik parmak darbeleri.

seyyaha yazacaktım ama önce kafamın kibritçi kız kısmını bi boşaltmalıyım sanırım.
aşk meşk ilişkilerinde daima tuttuğunu koparan,istediğini gün geçmeden elde edebilen bir insan olmuş olmama rağmen yakın çevrem bilir yaklaşık bir yıl önce tosladığım kayayı oymak için kafamı tamamen işlevi dışında kullandım.planlar yapıp kaleyi fethedebilecek kadar bilgiye ve beceriye sahip olmama rağmen,duygusal boşluklarımda düşünülmemiş ve geri dönüşü olmayacak hamlelerde bulunup,tabiri caize kayaya kafa atarak biraz zayıflatmaya çalıştım.ama sanırım istediğim de buydu.
onunla olmak istemediğimden emindim ayrılırken.dayanamayacak noktaya gelmiştim,hem bıkmıştım,hem de artık beni sinirlendiriyordu,tatmin etmiyordu,başka yerlere bakmaya bile başlamıştım.sonra bitti ve ben özgürce o başka yerlere baktığımda etrafta ondan iyi birini bulamayınca,tüm kötülükleri atıp,güzel anılarıma bakıp ağlamaya ve amaçsızca aynı hatanın içine kendimi yeniden atmaya..uğraşıp durdum,gözlerim bağlı,koştum.
bana demişti;beni bir daha gördüğünde beni gözünde büyütmüş olduğunu anlayacaksın diye,ama bir yandan da bu çaresizliğim egosunu öyle tatlı okşuyordu ki yüzünü göstermemede buldu bu işi sürdürmenin yolunu.
gördüm,o hislerimi hatırladım,ondan kaçmak için ürettiğim bahaneleri,''başım ağrıyo''dememek için üretilen yaratıcı taktikleri,o konuşurken göz devirmelerimi,sevişirken aklımdan geçen boş düşünceleri...
güzel şeyler yaşadık evet hem de çok ama onlar ilişkinin başlarında ve kırılma noktalarında olanlardı..sonlarına doğru o bana geldikçe ben ona git diye bağırıyordum.ama balığım ya unutuyorum.
üstüne hayatıma giren çıkan durmaya bir kaç genç,bir kaç orta yaşlı...
her birinde başka bahaneler üretip kaçışlarım...
ve baktım öyle çok zaman geçmiş ki.
bu imaj artık üstüme öyle bir yapışmış ki...ben eglenen gülen özgür kız,eğlenceye zorla gider olmuşum,okuduğum kitaplar yarım kalmış atılmış bi yerlere,bi taktığım küpeyi bir daha bulamaz olmuşum.içmişi dağıtmışım,bir kaç ders bırakmışım alttan ve dostlarım bensiz aldıkları yollarda bayaa bi ilerlemiş.
kendime güvenmiş,yeri gelmiş şahane kandırmışım.
şimdilerde bir genç,kim olduğunu ne olduğunu bile tam olarak anlamadığım.bazen çok yüce bazen cüce gördüğüm bir genç var ve birlikte vakit geçirip sevgilili olma durumunun avantajlarından yararlanıp,dezavantajlarından kaçıyoruz.
mutlu muyuz?
ben değilim.
o mu?
umrumda değil.

değiştirmek için ne yapabilirim bilmiyorum ama en azından durumu kafamda analiz etmiş haldeyim.
sanırım herkesin verebileceği genel tavsiyeyi uygulayıp,bir süre yalnız kalıp arkadaşlarımla vakit geçirmeliyim,kendimle ilgilenmeliyim,derslerime yoğunlaşabilir,iyi işler çıkarıp güzel müzikler dinleyebilirim.bir bakmışım çok mutluyum,biri çıkar karşıma ve ben yine onun olurum...

bu klasik gidişi istediğimi hiç sanmıyorum.
başkalarının hayatları nasıl ilgimi çekiyorsa kendi hayatım da ilgimi çeksin istiyorum.
sonunu bildiğim süreçleri boşuna yaşayıp vakit kaybetmek istemiyorum.ruhum duygularım gözyaşlarım kahkahalarım var benim.
kendimi onlara bırakabilecek kadar,(manevi ve maddi anlamda da) özgürsem bunu yapabilmeli ve kendi kendimi mutlu edebilmeyi becerebilmeyim.

bu ara en çok okul arkadaşlarımı seviyorum.

düzgün ailelerin eğlenmeyi bilen çocukları...sürekli şikayet etmektense yaşamayı bilen...iyi ki varsınız bana genç olduğumu hatırlatıyorsunuz.

derim ve bu yazı biter.

burrdan sevgili babacığımın doğum gününü kutluyorrummm!!!

Hiç yorum yok:

yolun sonu ışık!

yolun sonu ışık!
(fotografın tüm hakları bu blog kullanıcısına aittir.) önceki kayıtlara uğramadan gitme derim ben sen bilirsin(: