15 Mart 2010 Pazartesi

öleyim o zaman.

ben ne zaman üzülsem buraya akıtıyorum gözyaşlarımı ya da sinirimi.
onun için sildim zaten önceden tim döşediklerimi.
olmuyor,yapamıyorum bazen öyle güçsüz düşüyorum ki...
ve en çok da en mutlu gözüktüğüm zamanlarda içimde en zavallı hallerim oluyor.sanki yanımda biri eksikmiş gibi hissediyorum hep.
birim mi öldü?biri mi terk etti beni ben mi onu bırakıp bir köşeye gittim ve dönemdim?
kimlerin ahı bu etrafımda dolaşan hayaletlerin inlemeleri kime ait aslında?
inancımı yitiriyorum.
en çok da kendime olanı yitirdiğimde ve kendime küstüğümde çok fena davranıyorum bedenime...
sonra başkalarının eline atasım geliyor o bedeni,onlar benden daha az acı veriyor.
bedenimin benden intikamı ise sadece bir kaç mide bulantısı ve başağrısından ibaret oluyor.
bu kadar aşırı mutluluk ve bu kadar depresyon beni bu gidişle ya kansere ya şizofreniye ya da dahiliğe götürecek ama işte kanser olma devremi ben buraya kusmaktan alamıyorum yine kendimi...
acı gün dostu blog.

kimse bu sayfayı bilmese de...okumasa da etmese de ben birileri okur diye korkmaktan alamıyorum kendimi.oysa en delikanlı kızım ya alemde.
hıh!siktiriymgidiyim ben!

telefonda konuşurken siklemiyormuş gibi davrandığım adama telefonu kapadıktan snra gönderilmeyecek bir mektup yazmam,ya da bütün gece yanımda bana bir sürü şey anlatmasına rağmen anlatacak bir şey bulamadıktan sonra koltukta uyuyakalan adamın yanında yine onun okumayacağını bildiğim bir mektup yazmam...
insanlar neler düşünüyor ben nerelerdeyim dedirtiyor bana...
ben nerelerdeyim?

bazen çok iyi bir yerde oldugumu düşünsem de...
artık...
bugünden sonra özellikle...hiç de matah bişey olmadığımı,onlardan biri olmamaya gayret gösterirken aslında onlara koştuğumu anladım..
iğrenç.

Hiç yorum yok:

yolun sonu ışık!

yolun sonu ışık!
(fotografın tüm hakları bu blog kullanıcısına aittir.) önceki kayıtlara uğramadan gitme derim ben sen bilirsin(: