27 Ağustos 2008 Çarşamba

''sadece bir adam.''

bugun beyazıtta hukuk fakültesi karşısındaki çay bahçesinin önünden geçerken bir kavgaya tanık oldum..''ay bak kavga ediyolar..''benzeri bir cümleden sonra kafamı çevirdiğimde birbirine bağıran,küfreden ,dayılanan,''tutmayın lan ben beni,sen benim kim olduğumu biliyo musun''naralarıyla karşılaşmayı beklerken gözümün önünde beliren vahşet beni bir saniyenin belki onda birinde deliye döndürmeye hemen yetiverdi..şişman bir adam karşısına beklemediği anda çıkan bir başka adamın yumruğuyla ,oturduğu sandalyesinden yere devrilmiş,artık yanında onla beraber yatması gereken sandalye ise başka bir adamın elinde ona doğu fırlatılırken tepkisizce başına gelecekleri izlemekten başka çaresi kalamamaış gibi bakışlarıyla başına indirilmesini bekliyordu yerdeki yüzü gözü,ağzı burnu kan içinde adamcağız.meraklı kalabalık hemen etrafı sarmakta gecikmemişti..sanki bu ''meraklı kalabalık'' bir yerlerde pusu kurmuş bekliyordu ve bir yerlerde ufak bir tartışma bile çıksa hemen anın fırsatını değerlendirerek seyrekoyulmakla görevlendirilmiş,bu konuda profosyonel insanlardan oluşuyordu..hepsinde tepki aynıydı:tepkisizlik biraz,biraz yüz ekşiliği,metronomun hızlandığı anlarda ise hangisinden çıktıgını anlayamadığınız bir kaç minik inlemeden ibaretti kadınlı erkekli kalabalığın tüm işlevi..ben önce saldırıya uğramakta olan adama,hemen sonrasında da meraklı kalabalığa çevirdim kafamı.arkadaşıma baktım hızla ordan uzaklaşmaya,uzaklaşırken de kavgadan görebileceği ilginç sahneleri yakalamaya çalışan bir tavrı vardı:acilen yetişmemiz gereken bir devlet dairesi vardı..yerdeki adam yerden kalktı,yüzünü o an gördüm ve hala gözümün önünde,kulaklarımda, kanla çevrelenmiş ağzından tükürükle birlikte etrafa yayılan anlamsız haykırışları ve yanındaki başı kapalı kadının ''aa,yapmayın''diyerek meraklı kalabalık grubuna üye gibi ama olaya da dahil davranışları..meraklı kalabalığa döndüm o sırada..elimi ayağımı sarmış olan titremenin etkisi sesime de yansımıştı.''ne biçim erkek bunlar ya hepsi izliyo kimse ayırmaya yeltenmiyo bile ..''gibi bi yakarışta bulundum,kimseden tepki gelmedi,gözlerim doldu,arkadaşımla oradan uzaklaşırken bir kaç,motorlu,kırmızı siyah formalı ,sanırım ''yunus''adıyla adlandırılan ,polislere rastladım..yeri tarif ettim ve ardından ''bir adamın agzı yüzü kan içinde ve bir kaç kişi tarafından öldüresiye dövülüyor dedim.''sadece bir adam mı?'' diye sordu umursamaz bi tavırla ve bana eliyle karakolu göstererek onların ilgilendigini söyledi ''eeeeeee'' dedim sinirle..''ben mi gidip söyliyim''diye bağırarak sordum ve bi'şeyler yapmalarını umarak uzaklaştık ordan da..içimden polislere etmediğim küfür kalmamışken dışımdan ettiğim küfürleri burda yazmam -yetişkinler için bile- bence uygun değil..yetişmemiz gereken devlet dairesine geldigimizde,orda işelrimizi hallederken ve hallettiğimizde,aynı yolu geri yürürken polisleri gördüğüm yerden geçerken,kavganın olduğu ve artık sanki orada hiç öyle bir olay asla yaşanmamış gibi bi hava verilmiş meydanı adımlarken..hep o görüntüyü ve insanların adeta bir heyecan ve zevkle böyle durumlara nasıl seyirci kaldığını eve geldiğimde dahi düşünmeye devam ediyordum..hala da düşünüyorum..çok mu şey gördük ,çok mu savaş atlattık ,darbelerle yüzyüze geldik diye tüm bu umarsızlık?yoksa birileri biz uyurken ,rüya perisini beklerken ,uyuşturucu mu basıyor asil olduğuna hala inandığımız o kanımıza?düşündüm durdum sordum anlamadım anlatttım sanırım...

1 yorum:

Part-Time Prophet dedi ki...

"Malezya olur muyuz?" diye soruyorlardı ya bi ara,ben vereyim cevabı: Türkiye olduk biz. Yurt dışında yanlış tanınıyoruz diyorlar.Nedenmiş? Çünkü onlar bize barbar diyor,pis diyor,dinci diyor.
Doğru diyorlar,çünkü o insanlar cevapları biliyorlar,bizleri iyi tanıyorlar.Ne insanların götü boklu sandığı Hindistan gibi geleceğin bilgisayar mühendislerini yetiştiren,kendi arabasını üreten güya pis pasaklı hindistan'a yetişebiliriz,ne de köylüsü opera söyleyebilen,insanları duygulandırıp ağlatan ingilizlere! Hepsi pis,hepsi emperyalist,hepsi şerefsiz,öyle mi? Senin kadar vahşi,cahil olacağıma ingilizler gibi asil ve ironik bir şekilde so-called şefesiz olmayı tercih ederim. Sözüm size barbarlar.
Ben türklüğümden utanıyorum ama kendimden değil! İyi bir insanım,boyum biraz kısa,müzik dinlemeyi severim evet yaparım bunları ve söylerim ama türküm demeye dilim varmıyor. 21 sene türk olduysam geri kalan 30 senemde de kanadalı olmaya hazırım. Teşekkürler,görüşmemek dileğiyle!

yolun sonu ışık!

yolun sonu ışık!
(fotografın tüm hakları bu blog kullanıcısına aittir.) önceki kayıtlara uğramadan gitme derim ben sen bilirsin(: